Bilgisayar ve internete ayrılan zamanın artması, internet kullanım kültürünün değişmesi, genç kesimin sosyal medya ve internet ortamında daha görünür hale gelmesiyle sosyal medya dünyası zenginleşti. Biz kullanıcılar her geçen gün internete ayırdığımız zamanı artırınca, uygulama sahipleri de bizleri bu dünyaya daha da bağlayıcı içerikler üretmeye devam etti. Böylece kısa bir zamanda sosyal medyalarda takipçi kitleleri oluşmaya başladı. Kitleleri elde tutabilmek adına değişik içerikler üretilmeye başlanınca, dünya yavaş yavaş kendini büyütmeyi başardı.

Sosyal medya tarihimiz olarak geçmişimize baktığımızda ilk alışkanlığımızı Facebook olarak nitelendirebiliriz. Aslında bu platform ile hayatımıza giren bu kültür, bizleri her geçen gün daha da içine almayı başardı. Popüler kültürü takip etme, uygulamanın sunduğu yeniliklere duyulan merak gibi etkenler bizlerde farkına varamadığımız bir bağımlılığa dönüştü. Facebook zincirini takip eden Twitter ve Instagram’dan sonra son gözdemiz de Youtube oldu.  Bu camia tarihçe olarak bakıldığında daha eskilere dayansa da popülerliğine yeni ulaşabildi demek yanlış olmaz. Yakın zamanda yapılan araştırmalar bizlere bu camianın varlığını sayısal verilerlede kanıtlamakta. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye bazında nüfusun %54’ü aktif bir şekilde sosyal medya kullanmakta ve Alexa’s verilerine göre de bu yüzdelik kesim Youtube için her gün ortalama 8 dakikasını harcamaktadır. Türkiye’de sosyal medya kullanım platformlarında Youtube %55’lik oranı ile birinci sırada yer almakta ve izlenen videoların oranı ise günde %64’lere kadar uzanmaktadır.

Peki, ilk videosu Jawed Karim  tarafından 2005 tarihinde yüklenen Youtube, ne oldu da 13 yıllık uykusundan uyandı ve bu kadar yükselmeyi başardı?

İlk olarak bu camianın diğer ortamlara nazaran daha özgür ve kısıtlanamaz olması içerik üreticilerini rahatlattı diyebiliriz. Fikirlerini istedikleri gibi geliştirip izleyicisine sunma fırsatı yakalayan “Youtuber”lar –ki ben onlara “yükleyen furya” diyorum- çoğalarak buradaki nüfusu artırdı. Belli bir takipçi kitlesine ulaşmayı başaran kesim, buradan para kazanmaya da başlayınca aslında Youtuber’lık  hobi olmanın yanında bir meslek seçeneğine dönüştü. Yani gelişen bu dünya sadece alışkanlıklarımızı değiştirmekle kalmadı, iş yelpazesine de yeni bir meslek kazandırdı. Etkilerini yavaş yavaş büyüten ve zincirleme olarak ilerleyen bu dünya büyük firmaların gözünden de kaçmadı. Reklam ajanslarının ve popüler kültürü takip eden firmalarının “Influencer”arayışı başladı. Yani sosyal medyada belli bir popülerliğe ve takipçi sayısına sahip, bilirkişi konumundaki kişiler markaların ve ajansların aranan kanı olmayı başardı.

İzleyici olarak ise başta gençlerin ilgisini çekmeyi başaran bu dünya yavaş yavaş her kesime hitap etmeye başladı. Oyun videolarından yemek videolarına, günlük vlog’lardan bilimsel içerikli kanallara kadar birçok konuyu içerik yelpazesine alan Youtube, her kesime hitap etmeyi başardı. Sürekliliği elinden bırakmaması bu dünyanın büyüyerek ilerlemesinde en önemli etkenlerden biri oldu. Öyle ki,kanallar haftanın belli günlerinde videolar yayınlamaya ve biz izleyicileri bu sürekliliğe alıştırmaya başladılar. Aslında küçük bir televizyon dünyası kuruldu denebilir. Yeni bölümlerini beklediğimiz kanallar, programlar veya “Youtuber’lar” oluşmaya başladı.

Artık hayatımızda yeni yeni gelişen ama aynı zamanda da hızla kendine bir kitle oluşturmayı başaran “youtube camiası” diye bir gerçek var. Ve bu camia her geçen gün hem içerik anlamında zenginleşmekte hem de izleyici kitlesi anlamında çoğalmaktadır.

 

Büşra Ertantu